Türkiyede “eşitlik” falan gibi şeyler, en fazla bir temenni, tatlı bür hülya bir tevatürden ötesi değildir.Feminist dernekler, töre cinayetlerini,erken yaşta evlenmek,sosyal hayata katlanamamak gibi çeşitli gerekçeler nedeniyle”kadınlar için eğitim şart” derler ama,yalnızca açık olanların üniversiteyi hak ettiğine inanırlar.Köyde kocasının zulmü altında nim inim inleyen başörtülü kadına üstenci, sahte bir şefkat gösterirler ama, kendileri kadar eğiitmli,kendileri kadar modern, bir başka başörtülüyle aynı kaldırımı paylaşmak zorunda kaldıkları an “bu günleri göreceğime ölseydim”filan diye ağlamaya başlarlar.Kadın hakları derler,ama kendilerini diğer kadınlardan ayırmak ve o ayrışma noktasından ayrımcılıklar tesis etmek üzere siyaset yaparlar.
Feminizm buralarda “biz açık, çağdaş, modern kadınlar olarak; okuyalım, çalışalım,erkekte nerkeğe konalım,ha bir de laik Cumhuriyeti gericilere ve bölücülere karşı koruyalım” dan öteye gitmeyen bir şımarıklıktır.Koca baskısıyla kapanan kadınların “hakkını ararken” koca baskısıyla açılanların “hakkını yiyen” bir kadın hareketidir.
Özlem Bayraktar
Zaten türkiyede işler bir takım isimlerin altına saklanmakla yürüyor.laiklik,atatürkçülük,modernizm,kadın hakları,eşitlik,hatta öyleki bu isimler altında çoğu insanın hakkı yeniyor zulüm yapılıyor!onlar kendilerini kandıradursunlar,gerçek moderniteden,insan haklarndan,eşitlikten,laiklikten en önce kendilerinin haberi yok..bu nasıl bir körlüktür insan şaşıyor..insanın aklına bakara suresinde ki ayet geliyor:
|
“Onlar sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık onlar dönmezler.” (Bakara: 18
|
(çizimde çok çirkin ama, idare edin artık:)bloğuma yakışmadı,sonra kaldırırım
Son Mülahazalar